Konut dokunulmazlığının ihlali suçu şikayete tabi mi ?

Aksay

Global Mod
Global Mod
Konuya Giriş: Farklı Açılardan Bakmayı Seven Bir Forumdaş Olarak

Uzun zamandır hukuk başlıklarını takip ediyorum ve özellikle ceza hukukunda “herkesin bildiğini sandığı ama detayda ayrışılan” konular ilgimi çekiyor. Konut dokunulmazlığının ihlali suçu da tam olarak böyle bir alan. Kimi için son derece net: “Şikâyete tabi.” Kimi içinse istisnalarla dolu, gri alanları olan bir suç tipi. Ben de bu başlık altında, farklı yaklaşımları karşılaştırarak ve forumdaşlarla fikir alışverişi yaparak konuyu derinlemesine tartışmak istedim.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ve Şikâyet Meselesi

Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçu, temel olarak kişinin rızası olmaksızın konutuna ya da konutunun eklentilerine girilmesi veya rıza ile girilmiş olsa bile çıkılmaması hâllerini kapsıyor. Genel kabul gören görüşe göre, bu suç kural olarak şikâyete tabi. Yani mağdur şikâyet etmezse savcılık kendiliğinden soruşturma başlatmıyor.

Ancak forumlarda ve akademik yazılarda tartışma tam da burada başlıyor: “Her durumda mı şikâyete tabi?” Yoksa bazı hâllerde re’sen soruşturma mı gerekir? Özellikle suçun gece vakti işlenmesi, cebir veya tehdit kullanılması ya da failin kamu görevlisi olması gibi durumlar, farklı yorumlara yol açıyor.

Objektif ve Veri Odaklı Yaklaşım: Erkek Perspektifi

Forumlarda sıkça gördüğüm erkek kullanıcıların yaklaşımı genellikle metin merkezli ve teknik oluyor. TCK maddesi, gerekçesi, Yargıtay kararları ve istatistikler ön planda. Bu bakış açısına göre:
- TCK 116/1 ve 116/2 açıkça şikâyete tabi suçlar arasında yer alıyor.
- Kanun koyucu, konut dokunulmazlığını bireysel bir hukuki değer olarak görmüş ve mağdurun iradesini esas almış.
- Yargıtay’ın birçok kararında, “şikâyet yoksa kamu davası açılamaz” vurgusu yapılıyor.

Bu yaklaşımı savunanlar için hukuki öngörülebilirlik çok önemli. “Kanunda ne yazıyorsa odur” anlayışı hâkim. İstisnalar genişletilirse, ceza hukukunun belirlilik ilkesi zarar görür düşüncesi öne çıkıyor. Verilere dayalı olarak da, bu suçun büyük kısmının komşular, eski eşler veya tanıdıklar arasında işlendiği ve mağdurun çoğu zaman süreci kendi isteğiyle başlatmak istemediği belirtiliyor.

Duygusal ve Toplumsal Etkiler Odaklı Yaklaşım: Kadın Perspektifi

Kadın forumdaşların yorumlarında ise daha çok olayın mağdur üzerindeki psikolojik ve toplumsal etkileri ön plana çıkıyor. Bu bakış açısına göre mesele sadece “şikâyet var mı yok mu” sorusundan ibaret değil.
- Konuta izinsiz girilmesi, özellikle kadınlar için ciddi bir güvenlik ve travma meselesi.
- Mağdur, faille yüzleşmekten veya şikâyet sürecinin getireceği baskıdan çekinebilir.
- Bu nedenle “şikâyete tabi” olması, fiilen cezasızlık sonucunu doğurabilir.

Bu perspektifi savunanlar, özellikle gece vakti işlenen veya ısrarlı şekilde tekrarlanan ihlallerde, devletin re’sen devreye girmesi gerektiğini düşünüyor. Onlara göre hukuk, sadece metin değil; toplumsal gerçekliği de gözetmeli. “Mağdur şikâyet edemiyorsa, bu onun rızası olduğu anlamına mı gelir?” sorusu sıkça dile getiriliyor.

Farklı Yaklaşımların Kesiştiği Noktalar

İlginç olan şu ki, iki yaklaşım da tamamen zıt değil. Erkek perspektifi hukuki güvenliği, kadın perspektifi ise fiili adaleti öne çıkarıyor. Aslında tartışma şu noktada düğümleniyor: Ceza hukuku bireyin iradesini mi, yoksa toplumsal korumayı mı daha fazla esas almalı?

Bazı hukukçular, çözümün kanun değişikliğiyle nitelikli hâllerin açıkça re’sen soruşturulacak suçlar arasına alınması olduğunu savunuyor. Bazıları ise mevcut sistemde, savcıların “başka bir suç” (örneğin tehdit) kapsamında re’sen hareket edebileceğini belirtiyor.

Forumdaşlara Sorular ve Tartışma Çağrısı

Sizce konut dokunulmazlığının ihlali suçu her hâlükârda şikâyete tabi kalmalı mı?

Özellikle gece vakti veya mağdurun kendini savunamayacağı durumlarda re’sen soruşturma adalete daha mı uygun olur?

Hukuki belirlilik mi, yoksa mağdurun fiilen korunması mı daha ağır basmalı?

Erkek ve kadın bakış açılarının bu kadar farklılaşması sizce hukukun yorumuna nasıl yansıtılmalı?

Görüşlerinizi, varsa Yargıtay kararları veya kişisel deneyimlerinizle paylaşmanız tartışmayı çok daha zengin hâle getirecektir.