IsIk
New member
Ama farklı karakterlere sahip iki insanın Nisan’ı nasıl yorumlayabileceğini düşünelim.
Mesela Ahmet, oldukça çözüm odaklı bir adam olsun. Nisan yağmurunu görünce romantik bir şiir yazmak yerine önce telefonundan hava durumuna bakıyor:
“Yarın yağış yüzde 70. Şemsiyeyi arabaya koyayım. Akşam da markete uğrarım.”
Stratejik yaklaşım net.
Elif ise aynı yağmurda arkadaşının mesajına cevap veriyor:
“Bugün biraz kapalı hava var, sen de keyifsiz gibisin. Konuşmak ister misin?”
İlişki odaklı yaklaşım burada devreye giriyor.
Fakat bir hafta sonra roller değişebilir.
Ahmet çocukluk arkadaşının doğum gününü hatırlayıp ona sürpriz organize ederken Elif, evinin balkonundaki saksıların yağmurdan zarar görmemesi için çözüm planı hazırlayabilir.
Yani mesele kadınlar ve erkekler değil; insanların farklı problem çözme ve iletişim biçimleri.
Bence Nisan kelimesinin hikâyesi de tam burada ilginçleşiyor.
Bir insan için Nisan “yeni başlangıç” olabilir.
Bir başkası için “bahçe işleri başlıyor” demektir.
Başka biri için “yağmurdan sonra trafik rezalet olacak” anlamına gelebilir.
Bir başkası için çocukluğundan kalma bir anıdır.
Hatta bazıları için sadece maaşın yatmasına birkaç hafta kalmış olmasıdır. Dilbilimciler bunu henüz resmi bir anlam olarak kabul etmiyor ama halk arasında güçlü bir kullanım olduğunu düşünüyorum.
Nisan ile “Başlangıç” Arasında Nasıl Bir Bağ Var?
Nisanın “başlangıç” fikriyle ilişkilendirilmesi özellikle eski Mezopotamya takvimleri açısından dikkat çekici.
Nisan/Nisanu bazı eski takvim geleneklerinde yılın başlangıcındaki ay olarak kullanılmıştır. Daha sonraki farklı takvim sistemlerinde ayın sırası değişebilmiştir. Örneğin bugün Türkiye’de Nisan yılın dördüncü ayıdır. Buna karşılık Yahudi takviminde Nisan, dini yılın ilk ayı olarak kabul edilir. Vikipedi
İşte burada “Nisan eski dilde ne demek?” sorusunun cevabı daha da ilginç hâle geliyor.
Çünkü bir ayın takvimdeki yeri ile kelimenin tarihsel anlamı aynı şey değildir.
Bugün Nisan dördüncü ay.
Ama kelimenin tarihsel katmanlarında “ilk” ve “başlangıç” düşüncesi bulunabiliyor.
Bu biraz “son sıradaki öğrencinin okulun ilk öğrencisi olması” gibi kafa karıştırıcı gelebilir.
Fakat takvimler değiştikçe ayların sıraları da değişebiliyor. Dolayısıyla yalnızca bugünkü sıraya bakarak eski anlamı yorumlamak doğru olmaz.
Nisan ile April Aynı Şey mi?
Burada da sık yapılan bir karışıklık var.
Türkçedeki Nisan ile İngilizcedeki April aynı ayı ifade ediyor ama kelime kökenleri aynı değil.
Nisan, yukarıda anlattığımız şekilde Sami dilleri ve Akadca üzerinden uzanan bir geçmişe sahip.
April ise Latince Aprilis biçimiyle ilişkilendiriliyor. Aprilis'in kökeni konusunda farklı açıklamalar bulunuyor; bunlardan biri Latince aperire “açmak” fiiliyle bağlantı kuruyor. Ancak bu açıklamayı kesinleşmiş tek açıklama gibi sunmamak gerekiyor.
Yani iki farklı dil ailesinin ay isimleri aynı takvim dönemine denk geliyor ama kelimelerin geçmişi birbirinden farklı.
Bir bakıma aynı apartmanda yaşayan ama soyadları farklı iki komşu gibiler.
Nisan Yağmuru Neden Bu Kadar Meşhur?
Nisan kelimesinin Türkçedeki kültürel çağrışımlarından biri de kuşkusuz yağmur.
Türkçede “Nisan yağmuru” ifadesinin yerleşmiş olması tesadüf değil. Tarım toplumlarında bahar yağışlarının ürünler açısından önemi büyüktü. Geleneksel atasözlerinde de Nisan yağışlarının tarımsal verimle ilişkilendirildiğini görüyoruz. Vikisözlük
Bu da Nisan’ın yalnızca dilbilimsel değil, kültürel bir anlam taşıdığını gösteriyor.
Bugün şehirde yaşayan biri için Nisan yağmuru:
“Şemsiyemi yine evde bırakmışım.”
Çiftçi için ise:
“Toprağın ihtiyacı olan su zamanında geldi mi?”
Aynı yağmur, iki farklı hayatın içinde iki farklı anlam taşıyor.
Bu noktada kendimize şu soruyu sormak ilginç:
Bir kelimenin anlamı sözlükte mi yaşar, yoksa insanların ona yüklediği deneyimlerde mi?
Bence Nisan bunun güzel örneklerinden biri.
Nisan Bir İsim Olarak Kullanıldığında Ne Anlama Geliyor?
Nisan günümüzde kişi adı olarak da kullanılıyor. Özellikle bahar, yenilenme, tazelik ve doğanın canlanması gibi çağrışımlar nedeniyle kişisel isim olarak estetik bir anlam dünyası oluşturuyor.
Fakat burada küçük bir ayrım yapmak gerekiyor.
“Nisan ismi şu karakter özelliklerini taşır” gibi ifadeler dilbilimsel gerçeklerden çok modern isim yorumlarıdır. Bir kişinin adının onun karakterini belirlediğine dair bilimsel bir kural bulunmaz.
Nisan adını taşıyan biri stratejik olabilir, duygusal olabilir, sessiz olabilir, çok konuşkan olabilir, matematikçi olabilir, ressam olabilir veya bütün bunların birazı olabilir.
İsim baharı anlatabilir.
İnsanı tek başına anlatmaz.
Bu ayrımı yapmak önemli.
Asıl İlginç Olan: Bir Kelime Binlerce Yıl Nasıl Hayatta Kalır?
Bence Nisan kelimesinin en etkileyici tarafı tam olarak burada.
Düşünün:
Bir kelimeyi binlerce yıl önce Mezopotamya’da birileri kullanıyor.
Sonra farklı toplulukların dillerine geçiyor.
Başka bir coğrafyada başka bir takvimde kullanılıyor.
Arapçada farklı bir yazıyla karşımıza çıkıyor.
Türkçeye yerleşiyor.
Bugün milyonlarca insan bu kelimeyi kullanıyor.
Ve çoğumuz bunun farkında bile değiliz.
Sabah kalkıp “Nisan olmuş” diyoruz.
Oysa söylediğimiz kelimenin arkasında kil tabletlerden eski bir hikâye yatıyor olabilir.
Dil gerçekten tuhaf bir şey.
Bir kelimeyi kullanırken aslında bazen binlerce yıllık bir kültür mirasını farkında olmadan tekrar ediyoruz.
Sonuç: Nisan Sadece Bir Ay Değil, Bir Dil Hafızası
“Eski dilde Nisan ne demek?” sorusuna en kısa cevap vermek gerekirse, Nisan adı Akadca nisānu/nisannu üzerinden Aramice-Süryanice ve Arapça gibi dillerde yaşamış; “ilk, başlangıç, taze ürün/turfanda” kavramlarıyla ilişkilendirilen çok eski bir ay adıdır. Türkçeye ise Arapça nīsān üzerinden geçtiği kabul edilir. Türkçe Ne Demek+1
Fakat tek cümlelik cevap, kelimenin asıl güzelliğini biraz kaçırıyor.
Çünkü Nisan; Mezopotamya’dan günümüze uzanan bir dil yolculuğu.
Eski toplumlar için yeni ürünlerin, tarımsal dönemin ve başlangıcın habercisi.
Bugün bizim için baharın ortasındaki bir ay.
Şair için yağmur.
Çocuk için 23 Nisan.
Bazısı için 1 Nisan şakası.
Çiftçi için toprak.
Şehir insanı için bazen trafik ve ıslak kaldırımlar.
Bir başkası içinse hayatındaki yeni bir dönemin adı.
Belki de bir kelimenin binlerce yıl yaşayabilmesinin sırrı budur: Her nesil ona kendi hayatından yeni bir anlam ekler.
Bu yüzden bir dahaki sefere takvimde “Nisan” yazısını gördüğünüzde, sadece “dördüncü ay” deyip geçmeyin.
Bir an durup düşünün:
Bugün kullandığımız hangi kelimelerin içinde, farkında olmadan binlerce yıllık bir geçmiş taşıyoruz?
Ve daha ilginci:
Yüzlerce yıl sonra insanlar bizim bugün kullandığımız hangi kelimeleri bulup “Bunun hikâyesi neymiş?” diye merak edecek?
Belki de dilin en güzel tarafı budur.
Biz kelimeleri kullandığımızı sanırız.
Aslında kelimeler de bizi, geçmişimizi ve bizden önce yaşamış insanların dünyasını bugüne taşır.
Mesela Ahmet, oldukça çözüm odaklı bir adam olsun. Nisan yağmurunu görünce romantik bir şiir yazmak yerine önce telefonundan hava durumuna bakıyor:
“Yarın yağış yüzde 70. Şemsiyeyi arabaya koyayım. Akşam da markete uğrarım.”
Stratejik yaklaşım net.
Elif ise aynı yağmurda arkadaşının mesajına cevap veriyor:
“Bugün biraz kapalı hava var, sen de keyifsiz gibisin. Konuşmak ister misin?”
İlişki odaklı yaklaşım burada devreye giriyor.
Fakat bir hafta sonra roller değişebilir.
Ahmet çocukluk arkadaşının doğum gününü hatırlayıp ona sürpriz organize ederken Elif, evinin balkonundaki saksıların yağmurdan zarar görmemesi için çözüm planı hazırlayabilir.
Yani mesele kadınlar ve erkekler değil; insanların farklı problem çözme ve iletişim biçimleri.
Bence Nisan kelimesinin hikâyesi de tam burada ilginçleşiyor.
Bir insan için Nisan “yeni başlangıç” olabilir.
Bir başkası için “bahçe işleri başlıyor” demektir.
Başka biri için “yağmurdan sonra trafik rezalet olacak” anlamına gelebilir.
Bir başkası için çocukluğundan kalma bir anıdır.
Hatta bazıları için sadece maaşın yatmasına birkaç hafta kalmış olmasıdır. Dilbilimciler bunu henüz resmi bir anlam olarak kabul etmiyor ama halk arasında güçlü bir kullanım olduğunu düşünüyorum.
Nisan ile “Başlangıç” Arasında Nasıl Bir Bağ Var?
Nisanın “başlangıç” fikriyle ilişkilendirilmesi özellikle eski Mezopotamya takvimleri açısından dikkat çekici.
Nisan/Nisanu bazı eski takvim geleneklerinde yılın başlangıcındaki ay olarak kullanılmıştır. Daha sonraki farklı takvim sistemlerinde ayın sırası değişebilmiştir. Örneğin bugün Türkiye’de Nisan yılın dördüncü ayıdır. Buna karşılık Yahudi takviminde Nisan, dini yılın ilk ayı olarak kabul edilir. Vikipedi
İşte burada “Nisan eski dilde ne demek?” sorusunun cevabı daha da ilginç hâle geliyor.
Çünkü bir ayın takvimdeki yeri ile kelimenin tarihsel anlamı aynı şey değildir.
Bugün Nisan dördüncü ay.
Ama kelimenin tarihsel katmanlarında “ilk” ve “başlangıç” düşüncesi bulunabiliyor.
Bu biraz “son sıradaki öğrencinin okulun ilk öğrencisi olması” gibi kafa karıştırıcı gelebilir.
Fakat takvimler değiştikçe ayların sıraları da değişebiliyor. Dolayısıyla yalnızca bugünkü sıraya bakarak eski anlamı yorumlamak doğru olmaz.
Nisan ile April Aynı Şey mi?
Burada da sık yapılan bir karışıklık var.
Türkçedeki Nisan ile İngilizcedeki April aynı ayı ifade ediyor ama kelime kökenleri aynı değil.
Nisan, yukarıda anlattığımız şekilde Sami dilleri ve Akadca üzerinden uzanan bir geçmişe sahip.
April ise Latince Aprilis biçimiyle ilişkilendiriliyor. Aprilis'in kökeni konusunda farklı açıklamalar bulunuyor; bunlardan biri Latince aperire “açmak” fiiliyle bağlantı kuruyor. Ancak bu açıklamayı kesinleşmiş tek açıklama gibi sunmamak gerekiyor.
Yani iki farklı dil ailesinin ay isimleri aynı takvim dönemine denk geliyor ama kelimelerin geçmişi birbirinden farklı.
Bir bakıma aynı apartmanda yaşayan ama soyadları farklı iki komşu gibiler.
Nisan Yağmuru Neden Bu Kadar Meşhur?
Nisan kelimesinin Türkçedeki kültürel çağrışımlarından biri de kuşkusuz yağmur.
Türkçede “Nisan yağmuru” ifadesinin yerleşmiş olması tesadüf değil. Tarım toplumlarında bahar yağışlarının ürünler açısından önemi büyüktü. Geleneksel atasözlerinde de Nisan yağışlarının tarımsal verimle ilişkilendirildiğini görüyoruz. Vikisözlük
Bu da Nisan’ın yalnızca dilbilimsel değil, kültürel bir anlam taşıdığını gösteriyor.
Bugün şehirde yaşayan biri için Nisan yağmuru:
“Şemsiyemi yine evde bırakmışım.”
Çiftçi için ise:
“Toprağın ihtiyacı olan su zamanında geldi mi?”
Aynı yağmur, iki farklı hayatın içinde iki farklı anlam taşıyor.
Bu noktada kendimize şu soruyu sormak ilginç:
Bir kelimenin anlamı sözlükte mi yaşar, yoksa insanların ona yüklediği deneyimlerde mi?
Bence Nisan bunun güzel örneklerinden biri.
Nisan Bir İsim Olarak Kullanıldığında Ne Anlama Geliyor?
Nisan günümüzde kişi adı olarak da kullanılıyor. Özellikle bahar, yenilenme, tazelik ve doğanın canlanması gibi çağrışımlar nedeniyle kişisel isim olarak estetik bir anlam dünyası oluşturuyor.
Fakat burada küçük bir ayrım yapmak gerekiyor.
“Nisan ismi şu karakter özelliklerini taşır” gibi ifadeler dilbilimsel gerçeklerden çok modern isim yorumlarıdır. Bir kişinin adının onun karakterini belirlediğine dair bilimsel bir kural bulunmaz.
Nisan adını taşıyan biri stratejik olabilir, duygusal olabilir, sessiz olabilir, çok konuşkan olabilir, matematikçi olabilir, ressam olabilir veya bütün bunların birazı olabilir.
İsim baharı anlatabilir.
İnsanı tek başına anlatmaz.
Bu ayrımı yapmak önemli.
Asıl İlginç Olan: Bir Kelime Binlerce Yıl Nasıl Hayatta Kalır?
Bence Nisan kelimesinin en etkileyici tarafı tam olarak burada.
Düşünün:
Bir kelimeyi binlerce yıl önce Mezopotamya’da birileri kullanıyor.
Sonra farklı toplulukların dillerine geçiyor.
Başka bir coğrafyada başka bir takvimde kullanılıyor.
Arapçada farklı bir yazıyla karşımıza çıkıyor.
Türkçeye yerleşiyor.
Bugün milyonlarca insan bu kelimeyi kullanıyor.
Ve çoğumuz bunun farkında bile değiliz.
Sabah kalkıp “Nisan olmuş” diyoruz.
Oysa söylediğimiz kelimenin arkasında kil tabletlerden eski bir hikâye yatıyor olabilir.
Dil gerçekten tuhaf bir şey.
Bir kelimeyi kullanırken aslında bazen binlerce yıllık bir kültür mirasını farkında olmadan tekrar ediyoruz.
Sonuç: Nisan Sadece Bir Ay Değil, Bir Dil Hafızası
“Eski dilde Nisan ne demek?” sorusuna en kısa cevap vermek gerekirse, Nisan adı Akadca nisānu/nisannu üzerinden Aramice-Süryanice ve Arapça gibi dillerde yaşamış; “ilk, başlangıç, taze ürün/turfanda” kavramlarıyla ilişkilendirilen çok eski bir ay adıdır. Türkçeye ise Arapça nīsān üzerinden geçtiği kabul edilir. Türkçe Ne Demek+1
Fakat tek cümlelik cevap, kelimenin asıl güzelliğini biraz kaçırıyor.
Çünkü Nisan; Mezopotamya’dan günümüze uzanan bir dil yolculuğu.
Eski toplumlar için yeni ürünlerin, tarımsal dönemin ve başlangıcın habercisi.
Bugün bizim için baharın ortasındaki bir ay.
Şair için yağmur.
Çocuk için 23 Nisan.
Bazısı için 1 Nisan şakası.
Çiftçi için toprak.
Şehir insanı için bazen trafik ve ıslak kaldırımlar.
Bir başkası içinse hayatındaki yeni bir dönemin adı.
Belki de bir kelimenin binlerce yıl yaşayabilmesinin sırrı budur: Her nesil ona kendi hayatından yeni bir anlam ekler.
Bu yüzden bir dahaki sefere takvimde “Nisan” yazısını gördüğünüzde, sadece “dördüncü ay” deyip geçmeyin.
Bir an durup düşünün:
Bugün kullandığımız hangi kelimelerin içinde, farkında olmadan binlerce yıllık bir geçmiş taşıyoruz?
Ve daha ilginci:
Yüzlerce yıl sonra insanlar bizim bugün kullandığımız hangi kelimeleri bulup “Bunun hikâyesi neymiş?” diye merak edecek?
Belki de dilin en güzel tarafı budur.
Biz kelimeleri kullandığımızı sanırız.
Aslında kelimeler de bizi, geçmişimizi ve bizden önce yaşamış insanların dünyasını bugüne taşır.