Osmanlı'da turna ne demek ?

Romantik

New member
Osmanlı’da Turna Ne Demekti?

Osmanlı kültüründe “turna” kelimesi yalnızca bir kuş adı olarak kullanılmazdı. Turna, yüzyıllar boyunca halkın duygu dünyasında, edebiyatında, tasavvufunda ve günlük hayatında özel bir anlam taşıyan sembollerden biri olmuştur. Bir şiirde, türküde ya da eski bir metinde turna kelimesi geçtiğinde çoğu zaman anlatılmak istenen sadece gökyüzünde süzülen bir kuş değildir. Turna; haber getiren, uzakları birbirine bağlayan, sevdayı taşıyan, özlemi anlatan ve manevi anlamlar yüklenen bir varlık olarak görülmüştür.

Osmanlı döneminde insanlar doğayla daha iç içe yaşadığı için hayvanlara ve kuşlara sadece fiziksel özellikleriyle bakmazlardı. Bazı hayvanların davranışlarından, görünüşlerinden veya halk arasında oluşan inanışlardan yola çıkarak onlara sembolik anlamlar yüklenirdi. Turna da bu sembolik dünyada önemli bir yere sahipti.

Turnanın Halk Kültüründeki Anlamı

Turna, özellikle Anadolu halk kültüründe zarafet, sadakat ve uzun yolculuklarla ilişkilendirilmiştir. Turnaların mevsim değişikliklerinde uzun mesafeler kat etmesi, insanların bu kuşa farklı anlamlar vermesine neden olmuştur. Uzak diyarlara giden veya uzaklardan haber bekleyen insanlar için turna, adeta iki ayrı yer arasında bağlantı kuran bir haberci gibi düşünülmüştür.

Eski dönemlerde iletişim bugünkü kadar kolay değildi. Bir insan başka bir şehirdeki yakınına aylarca ulaşamayabilirdi. Böyle zamanlarda halkın hayal dünyasında gökyüzünde uzaklara uçan turnalar, hasret duyulan kişilere selam götüren varlıklar olarak görülürdü.

Örneğin bir kişi sevdiğinden ayrı düştüğünde, “Turnalar gidiyor, belki benim selamımı da götürür” düşüncesiyle turnaya anlam yükleyebilirdi. Bu yüzden halk türkülerinde turnaya sıkça rastlanır. Turna, çoğu zaman ayrılığın ve kavuşma arzusunun sembolüdür.

Osmanlı Edebiyatında Turna Sembolü

Divan edebiyatında ve halk şiirinde kuşlar önemli semboller olarak kullanılmıştır. Bülbül aşkı, güvercin barışı veya haberleşmeyi temsil ederken turna da özellikle uzaklık, haber ve manevi yolculuk anlamlarıyla öne çıkmıştır.

Şairler bazen turnayı bir yolcu gibi ele almıştır. Çünkü turna sürekli hareket eden, farklı diyarlara ulaşan bir kuştur. Şair, kendi duygularını turnaya yükleyerek onun aracılığıyla sevdiğine veya ulaşmak istediği yere seslenir.

Bir şiirde geçen “turnam” ifadesi çoğu zaman gerçek bir kuşa hitap etmek değildir. Şair, içinde taşıdığı özlemi veya dileğini turna üzerinden anlatır. Bu kullanım, Osmanlı şiirinin sembollerle konuşan yapısının güzel örneklerinden biridir.

Tasavvufta Turnanın Yeri

Osmanlı toplumunda tasavvufun etkisi oldukça güçlüydü. Tekke kültüründe ve tasavvufi şiirlerde turna ayrı bir anlam kazanmıştır. Özellikle Alevi-Bektaşi geleneğinde turna önemli sembollerden biridir.

Tasavvuf anlayışında kuşlar çoğu zaman insan ruhunun yolculuğunu temsil eder. Turnanın uzun yollar aşması, manevi bir arayış içinde olan insanın yolculuğuna benzetilebilir. Bu nedenle turna bazen “hakikati arayan yolcu” anlamında kullanılmıştır.

Alevi-Bektaşi nefeslerinde turna, özellikle Hz. Ali sevgisiyle bağlantılı şekilde de görülür. Turnanın göç eden, uzaklara giden bir kuş olması; dert taşıyan, mesaj ulaştıran ve manevi bağ kuran bir sembole dönüşmesini sağlamıştır.

Buradaki anlamı daha iyi anlamak için şöyle düşünebiliriz: Bir insanın içinde anlatmak istediği fakat doğrudan söyleyemediği bir duygusu varsa, bunu bir sembolle ifade etmesi daha etkili olabilir. Turna da bu tür duyguların taşıyıcısı olarak kullanılmıştır.

Osmanlı’da Turna ve Haber Getirme İnancı

Turnanın haber taşıyan bir kuş olarak görülmesi Osmanlı toplumunda oldukça yaygındı. Özellikle halk arasında kuşların bazı özelliklerine anlam verme geleneği vardı. Göç eden kuşların uzak yerleri görmesi, onların insanlardan daha geniş bir dünyaya sahip olduğu düşüncesini oluşturmuştur.

Turna, bir yerden başka bir yere gittiği için insanlar onu uzaklarla bağlantı kuran bir canlı olarak görmüştür. Bu nedenle türkülerde sık sık turnaya seslenilir:

“Git turnam, selamımı götür…”

Bu tarz ifadeler aslında insanların içindeki özlemi anlatır. Burada amaç gerçekten bir kuştan yardım beklemekten çok, kişinin duygusunu daha güçlü bir şekilde dile getirmesidir.

Turna Motifinin Sanattaki Yeri

Osmanlı sanatında da turna figürüne rastlanır. Çini, minyatür, dokuma ve süsleme sanatlarında çeşitli kuş motifleri kullanılmıştır. Turna, zarif görünümü nedeniyle estetik bir unsur olarak da değerlendirilmiştir.

Özellikle halk sanatlarında turna figürü sevilen bir motiftir. Kilimlerde, işlemelerde veya çeşitli el sanatlarında turna kullanılması, sadece süsleme amacı taşımaz. Aynı zamanda sahibinin taşıdığı anlam dünyasını da yansıtır.

Bir kilimde bulunan turna motifi, bazen aile bağlarını, bazen yolculuğu, bazen de sevgi ve bağlılığı ifade edebilir. Yani motifin anlamı kullanıldığı yere ve toplumsal çevreye göre değişebilir.

Turna ile Leylek veya Diğer Kuşların Farkı

Bazen turna, halk arasında başka göçmen kuşlarla karıştırılabilir. Ancak Osmanlı kültüründeki sembolik anlamı diğer kuşlardan farklıdır. Leylek daha çok baharın gelişi, bereket ve yolculukla ilişkilendirilirken turna özellikle özlem, haber ve manevi anlamlarla öne çıkar.

Turnanın uzun boynu, zarif duruşu ve toplu halde göç etmesi de insanların dikkatini çekmiştir. Bu özellikler zamanla onun kültürel değerini artırmıştır.

Osmanlı’da Turnanın Günümüzdeki Anlamı

Bugün turna sembolü hâlâ yaşamaya devam etmektedir. Türkülerde, şiirlerde, halk oyunlarında ve çeşitli sanat çalışmalarında turnaya rastlamak mümkündür. Çünkü turnanın temsil ettiği duygular, sadece Osmanlı dönemine ait değildir. Ayrılık, sevgi, özlem, umut ve haber beklemek insan hayatında her zaman var olan duygulardır.

Osmanlı’da turna kelimesini anlamak, aslında sadece bir kuşu tanımak değildir. O dönemin insanlarının dünyaya nasıl baktığını da anlamaktır. Doğadaki bir canlıya duygu ve anlam yüklemek, onların hayatı yalnızca maddi yönüyle değil, semboller ve hikâyeler üzerinden de değerlendirdiğini gösterir.

Kısacası Osmanlı kültüründe turna; gökyüzünde uçan sıradan bir kuştan çok daha fazlasıdır. O, uzakları yakın eden bir haberci, ayrılıkların sessiz tanığı, sevdanın taşıyıcısı ve manevi yolculukların sembolü olmuştur. Bu yüzden eski metinlerde veya türkülerde turna adı geçtiğinde, arkasında uzun bir kültürel hikâye olduğunu bilmek gerekir.
 
Üst